Hukuki Makaleler

Kira Arabuluculuğu

Kira Arabuluculuğu

Kira Arabuluculuğu, kiraya veren ile kiracı arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların mahkemeye taşınmadan önce, tarafsız bir üçüncü kişi olan arabulucu (uyuşmazlık çözümünde iletişimi yöneten, karar vermeyen uzman) eşliğinde çözülmesini amaçlayan bir yöntemdir. Kira ilişkileri günlük hayatta en sık ihtilaf çıkan alanlardan biridir: kira bedelinin ödenmemesi, tahliye talepleri, yan giderler, kullanım şekli, depozito ve benzeri konular çoğu zaman hızlı biçimde çatışmaya dönüşebilir. Bu noktada arabuluculuk, tarafların kendi iradeleriyle makul bir zeminde buluşmasına yardımcı olur.

Ancak uygulamada en çok karıştırılan konu şudur: Her kira uyuşmazlığında arabuluculuk zorunlu mudur? Cevap, uyuşmazlığın niteliğine göre değişir. Bazı hallerde arabuluculuk dava şartı (dava açabilmek için yerine getirilmesi zorunlu ön koşul) olabilirken, bazı hallerde tamamen isteğe bağlıdır. Bu makalede, kira uyuşmazlıklarında arabuluculuğun kapsamını, hangi tür davalarda zorunluluk tartışması doğduğunu, başvuru adımlarını, ücretlendirmeyi ve uygulamada sık yapılan hataları başlıklar halinde ele alıyorum.

Kirada Arabuluculuk Zorunlu Mu?

Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı sorusu, çoğu kişinin dava stratejisini doğrudan etkiler. Türk hukukunda zorunlu arabuluculuk, kural değil istisnadır; yani yalnızca kanunun açıkça öngördüğü uyuşmazlıklarda “arabulucuya başvuru” dava açmanın ön şartı haline gelir. Kira ilişkilerinde ise tek bir cevap vermek yerine, uyuşmazlığın hangi tür kira sözleşmesinden doğduğuna ve tarafların hukuki sıfatlarına bakmak gerekir.

Uygulamada sık görülen hata, “kira davası açmadan önce mutlaka arabulucuya gidilir” şeklindeki genellemedir. Oysa pek çok kira uyuşmazlığında arabuluculuk ihtiyari (tarafların tercihine bağlı) şekilde yürütülebilir. Buna karşılık, tarafların her ikisinin de tacir olduğu ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili bulunduğu durumlarda, dava nispi ticari dava (taraf ve ilişki şartlarına göre ticari sayılan dava) niteliği kazanabilir. Bu ayrım yapılmadan doğrudan dava açılması, mahkemenin “dava şartı eksikliği” nedeniyle usulden olumsuz karar vermesi riskini doğurur.

Aşağıdaki kısa kontrol listesi, ilk değerlendirmede işinizi kolaylaştırır:

  • Taraf sıfatı: Taraflar tacir mi (ticari işletme sahibi/işleten kişi veya şirket)?
  • İlişkinin amacı: Kira, her iki tarafın ticari faaliyetini mi ilgilendiriyor?
  • Talep türü: Tahliye mi, kira alacağı mı, itirazın iptali mi?

Sonuç olarak, kira uyuşmazlığında arabuluculuk zorunluluğu iddiası “dosyanın etiketine” değil, uyuşmazlığın maddi temelinin doğru tespitine bağlıdır. Yanlış sınıflandırma, zaman kaybına ve hak kayıplarına yol açabilir.

Tahliye Davalarında Arabuluculuk Zorunlu Mu?

Tahliye davaları, kiraya verenin taşınmazın boşaltılmasını talep ettiği uyuşmazlıklardır ve çoğu zaman yüksek gerilimle ilerler. Uygulamada “tahliye için önce arabulucuya gidilmesi gerekir” düşüncesiyle hareket eden çok sayıda kişi vardır. Oysa tahliye uyuşmazlıklarında arabuluculuk her zaman “dava şartı” mantığıyla ele alınmaz. Bu nedenle, tahliye talebinin dayanağı ve davanın hukuki niteliği netleştirilmeden arabuluculuk zorunluluğu varsayımı yapmak doğru değildir.

Arabuluculuğun tahliye ihtilaflarında önemli bir avantajı vardır: Taraflar, tahliyeyi bir takvim ve teslim planına bağlayabilir; kira borcu, yan giderler veya depozito gibi konuları aynı masada paket çözüm haline getirebilir. Arabuluculuk sonunda anlaşma çıkarsa, düzenlenen anlaşma belgesi için icra edilebilirlik şerhi (belgenin mahkeme kararı gibi icrada kullanılabilmesini sağlayan onay) alınarak belgenin yaptırım gücü artırılabilir. Bu, özellikle tahliye tarihinin kesinleştirilmesi bakımından önem taşır.

Uygulamada sık yapılan hatalar şunlardır:

  • Talep “tahliye” olduğu halde, kira alacağıyla karıştırılıp yanlış usul izlenmesi.
  • Anlaşma belgesinin icra edilebilirlik yönü düşünülmeden imzalanması.
  • Tahliye şartlarının (teslim tarihi, anahtar teslimi, hasar tespiti) belirsiz bırakılması.

Tahliye süreçlerinde arabuluculuk, doğru kurgulanırsa tarafları yıllarca sürebilecek bir yargılamadan koruyabilir. Ancak her dosyada zorunluluk varmış gibi hareket etmek yerine, hukuki nitelik doğru analiz edilmelidir.

Kira Alacağı Arabuluculuk Zorunlu Mu?

Kira alacağına ilişkin uyuşmazlıklar, en çok karşılaşılan dosya türlerindendir: ödenmeyen kira bedelleri, yan giderler, gecikme nedeniyle doğan talepler ve bazen birden fazla dönem borcu aynı dosyada birikir. Burada kritik soru şudur: Kira alacağı talebinde arabuluculuk, dava açmadan önce zorunlu bir adım mıdır? Bu noktada belirleyici kriter, kira sözleşmesinin “ticari” nitelik kazanıp kazanmadığıdır.

Adi nitelikteki kira ilişkilerinde (konut kiraları ve tarafların ticari işletmeleriyle doğrudan bağlantısı bulunmayan işyeri kiraları gibi) kira alacağı için doğrudan dava yoluna gidilebileceği kabul edilir. Buna karşın, tarafların tacir olduğu ve kira ilişkisinin her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği durumlarda uyuşmazlık ticari dava sayılabileceğinden, dava şartı arabuluculuk gündeme gelebilir. Uygulamada sık hata, taraflardan yalnızca birinin tacir olmasını yeterli görerek “ticari dava” sonucuna atlamaktır. Oysa çoğu değerlendirmede iki tarafın da ticari faaliyeti ve uyuşmazlığın bu faaliyetle bağlantısı önem kazanır.

Kira alacağı dosyalarında arabuluculuk masasında pratikte şu başlıklar etkili olur:

  • Borç kalemlerinin netleştirilmesi (kira, aidat, yan gider, gecikme farkı).
  • Ödeme planı (taksit, teminat, tahsilat tarihi).
  • İcra riski (takip başlatma/itiraz süreçleri) hakkında dengeli çözüm.

Sonuç olarak, kira alacağı için arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı, “kira alacağı” etiketinden değil, ilişkinin ticari/adi niteliğinden çıkar. Yanlış nitelendirme, davanın usulden sonuçsuz kalmasına kadar gidebilir.

Ticari Kira Arabuluculuk Zorunlu Mu?

Ticari kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk tartışması daha teknik bir zemine oturur. Çünkü ticari davalarda arabuluculuk, belirli uyuşmazlık türlerinde dava şartı olarak kabul edilebilir. Burada temel mesele, kira sözleşmesinin “ticari kira” sayılıp sayılmayacağıdır. Bu değerlendirme yapılırken, kira konusu taşınmazın işyeri olması tek başına yeterli değildir; asıl bakılan, uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirip ilgilendirmediğidir.

Nispi ticari dava yaklaşımında, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle bağlantılı bulunması öne çıkar. Örneğin, bir şirketin faaliyetini yürüttüğü işyerine ilişkin kira ilişkisi ile kiraya verenin de bunu ticari işletmesi kapsamında değerlendirdiği durumlarda ticari nitelik tartışması güçlenir. Buna karşılık, kiraya verenin sıradan bir malikin (taşınmaz sahibi) olması ve kira ilişkisinin onun ticari işletmesiyle bağlantı kurmaması halinde, her “işyeri kirası” otomatik olarak ticari dava haline gelmez. Bu ayrım, arabuluculuk dava şartı bakımından belirleyicidir.

Aşağıdaki tablo, ticari kira değerlendirmesinde pratik bir çerçeve sunar:

Değerlendirme UnsuruSonuca Etkisi
Tarafların tacir sıfatıTek başına yeterli olmayabilir; birlikte değerlendirilir
Uyuşmazlığın ticari işletmeyle bağlantısıTicari dava niteliğini güçlendirir
Kira konusunun işyeri olmasıÖnemli ama tek başına belirleyici değildir

Uygulamada en çok yapılan hata, ticari niteliği ayrıntılı analiz etmeden dava açmak veya arabuluculuk yolunu yanlış seçmektir. Ticari kira dosyalarında usul hatası, çoğu zaman esasa hiç girilmeden sürecin kilitlenmesine neden olur.

Kira Arabuluculuğu İçin Başvuru Nasıl Yapılır?

Kira uyuşmazlığında arabuluculuk sürecini başlatmak, çoğu kişinin sandığından daha sistematik bir akışa sahiptir. İhtiyari arabuluculukta temel mantık, tarafların arabuluculuğu “kabul” iradesini ortaya koymasıdır. Bu nedenle süreç genellikle bir tarafın diğer tarafa arabuluculuk teklifi ile başlar. Teklifin yazılı yapılması ve kapsamının net belirlenmesi, daha sonra çıkabilecek “ben bunu kabul etmedim” tartışmalarını azaltır.

Karşı tarafın teklife cevap vermemesi, çoğu zaman yanlış yorumlanır. Sessizlik “kabul” değildir; aksine uygulamada genellikle zımni ret sonucunu doğurur. Bu noktada taraflar anlaşırsa, arabulucu seçimi yapılır. Arabulucu, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği konularda (yani taraf iradesiyle çözülebilen özel hukuk uyuşmazlıklarında) görüşmeleri yönetir; karar vermez, hüküm kurmaz. Görüşmeler sonunda anlaşma sağlanırsa, anlaşma belgesi imzalanır ve gerekiyorsa icra edilebilirlik şerhi ile güçlendirilir.

Sürecin pratikte sağlıklı yürümesi için şu adımlar önerilir:

  • Uyuşmazlık kalemlerini yazılı listelemek (kira borcu, tahliye tarihi, depozito, hasar).
  • Belgeleri hazırlamak (kira sözleşmesi, ödeme dekontları, yazışmalar).
  • Çözüm aralığı belirlemek (ödeme planı, makul tahliye tarihi, feragat sınırları).

Uygulamada en sık hata, görüşmeye “haklılık ispatı” için girip uzlaşma ihtimalini tamamen kapatmaktır. Arabuluculuk, haklıyı haksızı ilan eden bir yargılama değil; tarafların risklerini yönetip kabul edilebilir bir sonuç üretme alanıdır.

Kira Arabuluculuk Ücreti Ne Kadardır?

Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk gündeme geldiğinde, en pratik sorulardan biri ücret meselesidir. Arabuluculuk ücretleri, keyfi biçimde değil, Arabuluculuk Ücret Tarifesi (ücretin hesaplanma esaslarını belirleyen resmi düzenleme) çerçevesinde belirlenir. Ücretin hesabında genellikle iki ana durum vardır: anlaşma sağlanamaması ve anlaşma sağlanması. Anlaşma olmazsa, çoğu uygulamada tarifeye göre belirlenen temel ücret üzerinden süreç kapanır. Anlaşma olursa, ücret çoğunlukla uyuşmazlığın parasal değerine göre kademeli bir yapıda hesaplanır.

Uygulamada kritik nokta şudur: Taraflar “ücret kime ait” meselesini baştan konuşmadığında, anlaşma çıkmış olsa bile son aşamada tartışma büyüyebilir. Bu nedenle arabuluculuk sürecinin başında, ücretin paylaşımı açıkça belirlenmelidir. Ayrıca bazı dosyalarda taraflar, kira alacağı + tahliye + depozito gibi birden fazla kalemi aynı masada çözdüğünden, “uyuşmazlık değeri” hesabı karmaşıklaşabilir. Bu durumda arabulucudan ve gerekiyorsa uzman bir hukukçudan yöntem hakkında net açıklama alınmalıdır.

Ücret konusunda sık yapılan hatalar:

  • Ücretin, anlaşma metninde hiç düzenlenmemesi.
  • Uyuşmazlık değerinin hatalı belirlenmesi (bazı kalemlerin yanlış dahil edilmesi).
  • Anlaşma sağlandığında belgenin icra kabiliyeti düşünülmeden, sadece ücret odaklı hareket edilmesi.

Önemli bir strateji: Ücret tartışmasını “son dakika” meselesi olmaktan çıkarıp, sürecin başında kısa ve net bir mutabakatla çözmek, görüşmelerin verimini belirgin biçimde artırır. Bu yaklaşım, tarafların odak noktasını ücretten çözüme kaydırır.

Hangi Durumlarda Arabuluculuk Zorunlu?

Arabuluculuk, tarafların kendi iradeleriyle çözebileceği özel hukuk uyuşmazlıklarında kullanılan bir yöntemdir. Ancak “zorunlu arabuluculuk” kavramı, her uyuşmazlıkta geçerli bir zorunluluk gibi algılanmamalıdır. Zorunluluk, yalnızca kanunun açıkça öngördüğü alanlarda ortaya çıkar ve bu hallerde arabuluculuğa başvuru dava şartı haline gelir. Dava şartı yerine getirilmeden açılan davada, mahkeme çoğu zaman esasa girmeden usulden değerlendirme yapar. Bu nedenle zorunluluk kapsamını doğru bilmek, dava stratejisinin temelidir.

Zorunlu arabuluculukla ihtiyari arabuluculuk arasındaki fark, en net şekilde şu soruda görünür: “Arabulucuya gitmezsem dava açabilir miyim?” Zorunlu hallerde cevap olumsuzdur; ihtiyari hallerde ise doğrudan dava açmak mümkündür. Kira uyuşmazlıklarında bu ayrım, özellikle ticari nitelik tartışması olan dosyalarda önem kazanır. Yanlış nitelendirme, arabuluculuk zorunlu olduğu halde atlanırsa usulden sorun doğurabilir; zorunlu olmadığı halde zorunlu sanılırsa gereksiz zaman kaybı yaratabilir.

Zorunluluk değerlendirmesinde pratik kriterler:

  • Uyuşmazlığın türü (ticari, iş, tüketici gibi kanunun sınırlı saydığı alanlar).
  • Tarafların sıfatı (tacir olup olmama, tüketici sayılıp sayılmama).
  • Talebin niteliği (parasal alacak, tazminat, sözleşmeden doğan edim).

Uygulamada Yargıtay’ın yaklaşımını şekillendiren ana fikir şudur: “Zorunluluk iddiası, davanın ismine değil, uyuşmazlığın özüne göre belirlenir.” Bu nedenle her dosyada, arabuluculuk şartı olup olmadığı dosya özelinde analiz edilmelidir.

Hangi Davalarda Arabuluculuk Zorunlu?

Zorunlu arabuluculuk, kanunun belirli dava türleri için öngördüğü bir ön başvuru mekanizmasıdır. Bu mekanizma, mahkemenin iş yükünü azaltmak kadar, tarafların daha hızlı ve daha az maliyetle çözüme ulaşmasını da hedefler. Ancak kapsam, sınırsız değildir; belirli uyuşmazlık türleriyle sınırlandırılmıştır. Uygulamada en güvenli yöntem, “hangi dava türleri zorunludur?” sorusuna bir liste ezberiyle değil, dava türünün hukuki niteliği üzerinden cevap vermektir.

Özellikle ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı olabildiğinden, kira ilişkisi ticari dava sayılıyorsa bu alanın içine girebilir. İş uyuşmazlıklarında da işçi-işveren ilişkisine dayalı alacak ve tazminat davalarında arabuluculuk dava şartı olarak karşımıza çıkar. Tüketici uyuşmazlıklarında ise tüketici mahkemelerinin görev alanına giren bazı taleplerde arabuluculuk ön şartı gündeme gelir; ancak her tüketici meselesi otomatik olarak zorunlu değildir ve bazı istisnalar bulunabilir (örneğin belirli idari nitelikteki talepler veya farklı uyuşmazlık kategorileri).

Bu başlık altında, “kira” ile bağlantı çoğunlukla ticari dava tartışması üzerinden kurulur. Bu nedenle kiraya veren ve kiracının tacir olup olmadığı, kira ilişkisinin her iki tarafın ticari işletmesiyle bağlantısı ve talebin parasal nitelikte olup olmadığı birlikte değerlendirilmelidir. Aksi halde, dava şartı olan bir süreç atlanır veya gereksiz yere arabuluculuk yolunda zaman kaybedilir.

Uygulamada dosya hazırlarken şu kontrol, hata riskini azaltır:

  • Davayı açmadan önce, uyuşmazlığın “ticari dava” olup olmadığına ilişkin gerekçeli bir değerlendirme notu hazırlayın.
  • Talep kalemlerini ayrı ayrı sınıflandırın; her kalemin hangi hukuki rejime girdiğini netleştirin.
  • Arabuluculuk zorunluluğu varsa, başvuru ve tutanak süreçlerini dosyaya eksiksiz ekleyin.

Bu çerçeve, hem usul güvenliğini artırır hem de mahkemenin ön inceleme aşamasında dosyayı sağlıklı ele almasını sağlar.

İtirazın İptali Davalarında Arabuluculuk Zorunlu Mu?

İtirazın iptali davası, icra takibine yapılan itirazın kaldırılması değil, itirazın haksız olduğunun mahkeme kararıyla tespit edilmesi amacıyla açılan bir davadır. Kira ilişkilerinde bu dava türü, özellikle kira alacağı için başlatılan icra takiplerinde sık görülür. Borçlu (çoğu zaman kiracı) takibe itiraz ettiğinde, alacaklı (çoğu zaman kiraya veren) itirazın iptali davasıyla takibi devam ettirmeyi hedefler. Bu noktada arabuluculuk zorunluluğu, davanın “adı” üzerinden değil, itiraza konu borcun hangi hukuki ilişkiden doğduğuna göre değerlendirilir.

Kira ilişkisi adi nitelikteyse, itirazın iptali davasında arabuluculuk genellikle dava şartı olarak ele alınmaz. Buna karşılık, kira ilişkisi ticari nitelik taşıyorsa ve uyuşmazlık ticari dava sayılıyorsa, arabuluculuk dava şartı tartışması gündeme gelebilir. Uygulamada en sık yapılan hata, itirazın iptali davasını “otomatik olarak” ticari dava sanmak ya da tam tersi şekilde “kira dosyasıdır, arabuluculuk olmaz” diyerek dosya özelindeki ticari bağlantıyı görmezden gelmektir.

Bu davalarda görevli mahkemenin belirlenmesi de önemlidir. Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda görev, çoğu durumda Sulh Hukuk Mahkemesi (kira gibi belirli özel hukuk uyuşmazlıklarına bakan mahkeme) çerçevesinde değerlendirilir. Görev ve dava şartı incelemeleri, mahkemenin ilk ele aldığı konulardır. Bu nedenle arabuluculuk şartı olup olmadığı netleştirilmeden açılan davada, usulden risk doğabilir.

Stratejik olarak, itirazın iptali dosyasında şu belgeler kritik rol oynar:

  • Kira sözleşmesi ve ekleri
  • Ödeme kayıtları, dekontlar, hesap dökümleri
  • İhtarlar ve yazışmalar (varsa)

İtirazın iptali davalarında arabuluculuk tartışması, dosyanın hukuki omurgasını doğru kurmayı gerektirir. Yanlış omurga, davanın daha başında kırılmasına neden olabilir.

Sık Yapılan Hatalar ve Uygulamada Dikkat Edilecek Noktalar

Kira arabuluculuğunda en büyük risk, usul kurallarını “genel bilgi” ile yürütmektir. Çünkü aynı kira kelimesi altında farklı hukuki rejimler çalışır: adi kira, ticari kira, tahliye, kira alacağı, icra takibi, itirazın iptali gibi başlıklar aynı sözleşmeden doğsa bile farklı prosedürlere bağlanabilir. Uygulamada hatalar çoğu zaman “haklı olmayı” boşa çıkarır; kişi haklı olduğu halde, yanlış yol nedeniyle sonuca ulaşamaz.

En sık karşılaşılan hatalar:

  • Ticari nitelik analizi yapmamak: Tarafların tacir olup olmadığı ve uyuşmazlığın ticari işletmeyle bağlantısı dosya özelinde tartışılmadan dava açılması.
  • Talep kalemlerini karıştırmak: Tahliye talebi ile kira alacağını tek bir hukuki kalıp altında değerlendirmek.
  • Anlaşma metnini eksik bırakmak: Tahliye tarihi, ödeme planı, depozito, teslim şartları gibi kritik unsurları belirsiz yazmak.
  • Belge yönetimini ihmal etmek: Sözleşme, dekont, ihtar gibi ispat araçlarını görüşmeye veya davaya hazırlamamak.

Uygulamada dikkat edilmesi gereken temel nokta, arabuluculuğun bir “pazarlık masası” değil, risklerin dengelendiği bir uyuşmazlık çözüm platformu olduğudur. Tarafların beklentileri, ispat gücü ve muhtemel yargılama süresi hesaba katılarak çözüm kurgulanmalıdır. Ayrıca arabuluculukta varılan anlaşmanın icra kabiliyeti (uygulanabilirlik gücü) düşünülmeden atılan imza, sonradan yeni bir uyuşmazlık doğurabilir.

Bu nedenle kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk adımı atılmadan önce, dosyanın hukuki niteliği netleştirilmeli, talep kalemleri ayrıştırılmalı ve anlaşma metni “uygulanabilir” bir teknikle hazırlanmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Kira arabuluculuğu her kira uyuşmazlığında dava şartı mıdır?

Hayır. Zorunlu arabuluculuk, kanunda sınırlı şekilde düzenlenen uyuşmazlıklar için geçerlidir. Kira uyuşmazlığında arabuluculuk şartı olup olmadığı, ilişkinin ticari nitelik taşıyıp taşımadığı ve talebin hukuki türüne göre değerlendirilir. Dosya özelinde analiz yapılmadan “her kira davasında zorunludur” şeklinde hareket etmek usul hatasına yol açabilir.

Tahliye talebinde arabuluculuk yapılırsa anlaşma bağlayıcı olur mu?

Taraflar arabuluculukta anlaşırsa düzenlenen anlaşma belgesi hukuken önem taşır. Belgenin icrada kullanılabilmesi için çoğu durumda icra edilebilirlik şerhi alınması gerekir. Tahliye tarihi, teslim şekli, anahtar teslimi ve olası hasar/bedel konuları açık yazılmazsa, anlaşma sonrasında yeni bir ihtilaf doğabilir.

Ticari kira uyuşmazlığında arabuluculuk neden daha kritik hale gelir?

Ticari davalarda arabuluculuk bazı hallerde dava şartı olarak gündeme gelebilir. Ticari kira değerlendirmesinde, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmelerle bağlantısı önem taşır. “İşyeri kirası” tek başına her zaman ticari dava anlamına gelmez; bu nedenle yanlış sınıflandırma, davanın usulden sorun yaşamasına neden olabilir.

İtirazın iptali davasında arabuluculuk zorunluluğu nasıl belirlenir?

İtirazın iptali davasında arabuluculuk zorunluluğu, davanın adından değil itiraza konu alacağın kaynağından anlaşılır. Kira ilişkisi adi nitelikteyse çoğu durumda zorunluluk tartışması doğmaz; ticari nitelik varsa ticari dava rejimi üzerinden değerlendirme yapılır. Bu nedenle dava açmadan önce ilişki türü ve taraf sıfatları netleştirilmelidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir