Tek Celsede Boşanma Sebepleri ifadesi, çoğu kişi için “tek duruşmada boşanma” hedefini anlatır; fakat uygulamada tek celsede sonuç almak, sadece boşanma nedeninin varlığıyla değil, davanın usule uygun (kanunun öngördüğü şekil şartlarına uygun) yürütülmesi ve delillerin doğru planlanmasıyla mümkündür. Mahkeme, boşanma iradesinin net olup olmadığını, varsa çocukla ilgili düzenlemelerin (velayet, iştirak nafakası gibi) çocuğun yararına uygunluğunu ve tarafların talep ettiği hukuki sonuçların açık yazılıp yazılmadığını denetler. Çekişmeli davalarda ise “haklı neden” kadar, bu nedenin ispatı (iddianın delille desteklenmesi) belirleyici olur. Bu yazıda; tek celsede bitme ihtimalini artıran hukuki koşulları, özel-genel boşanma sebeplerinin farklarını, Yargıtay’ın özellikle baktığı noktaları ve uygulamada sık yapılan hataları ve pratik karşılığıyla ele alıyorum.
Sayfa İçeriği
Tek Celsede Boşanma Sebepleri Nelerdir?
Tek celsede boşanma denildiğinde iki ayrı yol akla gelir: anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma. Anlaşmalı boşanma, tarafların boşanmanın tüm sonuçlarında uzlaşmasıdır. Burada belirleyici olan, yalnızca “boşanmak istiyoruz” demek değil; protokol (tarafların boşanmanın mali ve kişisel sonuçlarını yazılı şekilde düzenlediği metin) içeriğinin eksiksiz ve çelişkisiz olmasıdır. Protokolde velayet, çocukla kişisel ilişki (görüş düzeni), nafaka türleri (tedbir, iştirak, yoksulluk nafakası) ve varsa mal rejiminin tasfiyesi (edinilmiş mallara katılma gibi) konusunda netlik sağlanmadığında, hâkim tek celsede hüküm kurmayabilir.
Çekişmeli boşanmanın tek celsede bitmesi ise istisnadır; ancak imkânsız değildir. Özellikle özel boşanma sebepleri (kanunda tek tek sayılan, şartları oluştuğunda boşanmaya daha doğrudan götüren nedenler) bakımından, iddia edilen olay açık ve güçlü delillerle ortaya konulursa dava hızlı ilerleyebilir. Yargıtay uygulamasında, dosyayı gereksiz uzatan usul hataları (yanlış dava türü seçimi, eksik talep, delil bildirmeme) en kritik sorunlar arasındadır. Özetle tek celsede boşanma; “sebep + ispat + usul” üçlüsünün doğru kurulmasına bağlıdır.
Uygulamada sık yapılan hatalar çoğu zaman tek celse ihtimalini ortadan kaldırır. Örneğin protokolde çocuğun ihtiyaçları göz ardı edilerek nafaka düzenlenmesi yapılması, anlaşmalı davada bile hâkimi tereddütte bırakabilir. Çekişmeli davada ise tanıkların soyut anlatımları, delillerin usule uygun sunulmaması veya iddia ile talep arasında tutarsızlık bulunması, dosyanın uzamasına yol açar. Bu nedenle “tek celsede” hedefi için ilk aşamadan itibaren doğru bir hukuki çerçeve kurmak gerekir.
Boşanma Sebepleri Nelerdir?
Boşanma sebepleri genel olarak genel boşanma sebepleri ve özel boşanma sebepleri şeklinde iki grupta değerlendirilir. Genel boşanma sebebi, en yaygın şekilde evlilik birliğinin temelinden sarsılması (evlilik ilişkisini sürdürmenin taraflardan beklenemeyecek ölçüde bozulması) olarak karşımıza çıkar. Bu tür davalarda mahkeme, olayların ağırlığını, tarafların kusur durumunu (boşanmaya hangi tarafın davranışlarının daha çok sebep olduğunu) ve birlikte yaşamın neden çekilmez hâle geldiğini inceler. Bu inceleme çoğu zaman tanık dinlenmesini, delil toplanmasını ve birden fazla celseyi gerektirebilir.
Özel boşanma sebepleri ise kanunda sınırlı sayıda sayılan ve oluştuğunda boşanmaya daha “doğrudan” etki eden nedenlerdir. Bu sebeplerin en önemli özelliği, şartları gerçekleştiğinde mahkemenin “birlikte yaşamın sürdürülmesi beklenebilir mi?” sorusuna daha net bir şekilde olumsuz yaklaşabilmesidir. Ancak bu, otomatik olarak tek celse demek değildir. Çünkü her özel sebep bakımından da ispat zorunluluğu vardır; ayrıca delilin hukuka uygun (örneğin özel hayatın gizliliğini ihlal ederek elde edilmemiş) olması gerekir.
Aşağıdaki tablo, pratikte tek celsede sonuçlanma ihtimalini etkileyen temel parametreleri göstermek için hazırlanmıştır:
| Başlık | Mahkemenin Odak Noktası | Tek Celse İhtimalini Artıran Unsur | Sık Hata |
|---|---|---|---|
| Anlaşmalı Boşanma | İrade açıklığı, protokolün tamlığı, çocuğun üstün yararı | Çelişkisiz protokol ve duruşmada tutarlı beyan | Eksik düzenleme, muğlak ifadeler |
| Genel Sebeple Çekişmeli | Kusur, olayların ağırlığı, hayatın çekilmezliği | Delillerin ilk aşamada eksiksiz sunulması | Tanıkların soyut anlatımı, delil bildirmeme |
| Özel Sebeple Çekişmeli | Özel sebebin şartları ve ispatı | Güçlü, somut, hukuka uygun delil | Hukuka aykırı delil, yanlış nitelendirme |
Yargıtay’ın dikkat ettiği kritik nokta şudur: Boşanmaya dayanak olayların “iddia” düzeyinde kalmaması, dosyada somut karşılığının bulunması gerekir. Bu nedenle, hangi sebebe dayanılırsa dayanılırsın, en baştan doğru sebep seçimi ve delil planı yapılmadan “tek celse” beklentisi gerçekçi olmayabilir.
Özel Boşanma Sebepleri Nelerdir?
Özel boşanma sebepleri, kanunda belirli başlıklar altında düzenlenmiş ve şartları oluştuğunda boşanmaya daha hızlı götürebilen nedenlerdir. Uygulamada “tek celsede bitme” ihtimalini artıran tarafı, mahkemenin olayın ağırlığını daha net değerlendirebilmesidir. Ancak bu avantaj, ispat yükü (iddia edenin iddiasını delille destekleme zorunluluğu) doğru karşılanmadığında hız avantajına dönüşmez. Örneğin bir sebep açık olsa bile, delil toplanması için ek süreler, tanıkların dinlenmesi ya da rapor beklenmesi gerekebilir. Yargıtay, özel sebep iddialarında “sebebin unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği” meselesini titizlikle denetler; yani yanlış hukuki nitelendirme (olayın farklı bir sebep altında ileri sürülmesi) kararın bozulmasına kadar gidebilir.
Özel boşanma sebepleri açısından en sık karıştırılan konu, her olayın aynı kategoriye girmediğidir. Örneğin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış iddia ediliyorsa, bunun “aldatma” sayılabilmesi için olayın niteliğine göre değerlendirme gerekir; bazen aldatma değil, evlilik birliğini sarsan davranışlar kapsamında ele alınır. Benzer şekilde, terk sebebine dayanan davada “evi terk etti” demek yetmez; terk koşullarının (terkin sürekliliği, geri dön çağrısı gibi usulî adımlar) tamamlanması gerekir. Aksi hâlde dava, sebep doğru olsa bile usul eksikliği nedeniyle uzar veya reddedilebilir.
Aşağıda özel boşanma sebeplerinin pratik haritası yer almaktadır. Bu liste, “tek celsede” hedefi açısından hangi dosyanın neden hızlı veya yavaş ilerleyebileceğini görmeye yardımcı olur:
- Akıl hastalığı: Resmî sağlık kurulu raporu (yetkili kurul tarafından düzenlenen tıbbi rapor) belirleyicidir.
- Hayata kast / ağır kötü muamele / ağır derecede onur kırıcı davranış: Olayın ağırlığı ve somut delil kritiktir.
- Suç işleme / haysiyetsiz hayat sürme: Toplumsal hayatı etkileyen ve evlilik birliğini zedeleyen davranışların ispatı gerekir.
- Terk: Süre ve ihtar (geri dön çağrısı) gibi usul adımları tamamlanmalıdır.
- Aldatma (zina): Delilin hukuka uygunluğu ve olayın sadakat yükümlülüğünü açık ihlali aranır.
Bu sebeplerin her birinin dosyayı hızlandırabilmesi için, “sebebin varlığı” kadar “sebebin doğru anlatılması ve doğru delille desteklenmesi” gerekir. Yargıtay’ın yaklaşımı da genellikle bu çerçevededir: Dosyada olayın ağırlığı somutlaşmıyorsa, özel sebep iddiası tek başına yeterli görülmez.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma
Akıl hastalığı nedeniyle boşanma, tıbbi boyutu ağır bastığı için diğer sebeplere göre daha teknik ilerler. Burada “akıl hastalığı” günlük bir ifade değil; evlilik birliğini sürdürülemez hâle getiren, süreklilik gösteren ve birlikte yaşamı çekilmez kılan ruhsal rahatsızlıkları kapsayan bir hukuki kavramdır. Bu sebebe dayanıldığında mahkeme, iddiayı soyut anlatımlarla değil, resmî sağlık kurulu raporu (yetkili hastaneden, kurul imzası taşıyan rapor) gibi güçlü belgelerle görmek ister. Raporsuz veya yalnızca bireysel doktor görüşüne dayalı iddialar, yargılamayı uzatır; çoğu durumda mahkeme rapor alınması için süreç yürütür.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken temel meselelerden biri, rahatsızlığın evlilik birliğine etkisinin açıklanmasıdır. Yani mesele yalnızca “tanı” değil, bu tanının evlilik yaşamını nasıl etkilediğidir. Yargıtay denetiminde, rahatsızlığın kalıcı olup olmadığı, birlikte yaşamı ne ölçüde imkânsızlaştırdığı ve tedaviye rağmen ortak hayatın kurulup kurulamayacağı gibi noktalar önem taşır. Bu nedenle davada, raporun yanı sıra, hastalığın evlilik içindeki somut etkilerini gösteren anlatım ve delillerin (örneğin hastane yatış kayıtları, düzenli tedavi evrakı) tutarlı şekilde sunulması gerekir.
Tek celsede sonuçlanma açısından akıl hastalığı dosyalarında en büyük risk, rapor sürecidir. Raporun hazırlanması zaman alırsa tek celse hedefi zorlaşır. Buna karşılık rapor dosyaya baştan eksiksiz sunulmuşsa ve taraf beyanları tutarlıysa, yargılama daha hızlı ilerleyebilir. Sık yapılan hata ise, akıl hastalığı iddiasını “evlilik öncesi” durumlarla karıştırmaktır. Evlilik öncesi bazı durumlarda boşanma değil, farklı hukuki yollar gündeme gelebilir; yanlış yol seçimi hem süreyi uzatır hem de davanın reddi riskini doğurur.
Hayata Kast Etme, Onur Kırıcı Davranış Sebebiyle Boşanma
Hayata kast, bir eşin diğer eşin yaşamına yönelik ağır bir saldırı iradesi göstermesidir. Burada önemli olan, mutlaka fiilin tamamlanmış olması değildir; kasten (bilerek ve isteyerek) öldürmeye yönelik davranışın somut şekilde ortaya konulmasıdır. Uygulamada, şiddet olayları, tehditler, intihara zorlayıcı baskılar veya yaşam güvenliğini ortadan kaldıran eylemler bu başlık altında değerlendirilebilir. Mahkeme, bu iddiayı ciddiyetle ele alır; çünkü böyle bir durumda “birlikte yaşamaya devam etmek” çoğu zaman taraf için makul görülmez. Yargıtay denetiminde, olayın ağırlığı, sürekliliği ve tarafın can güvenliğine etkisi dosyada somutlaşmalıdır.
Onur kırıcı davranış (kişinin şeref ve saygınlığını hedef alan ağır hakaret, aşağılayıcı eylem ve tutumlar) bakımından ise günlük tartışmalarla ağır onur kırıcı davranışın ayrımı önemlidir. Her kaba söz veya her tartışma, bu kapsamda değerlendirilmez. Yargılama pratiğinde, davranışın sürekli olması, aleniyet kazanması (toplum içinde gerçekleşmesi) veya kişinin kişilik haklarına ağır saldırı teşkil etmesi, dosyanın seyrini etkiler. Delil olarak tanık anlatımları kullanılabilir; ancak tanıkların “genel kanaat” değil, somut olay anlatımı yapması gerekir. Yazışmalar, mesaj kayıtları gibi deliller sunulacaksa, delilin hukuka uygun elde edilmiş olması ayrıca önem taşır.
Tek celsede sonuçlanma ihtimali, iddianın net ve delillerin güçlü olmasına bağlıdır. En sık yapılan hatalar; olayın kapsamını abartıp dosyada karşılığı olmayan iddialar ileri sürmek, tanıkları hazırlıksız getirmek veya delil listesini geç bildirmektir. Yargıtay yaklaşımında, iddiayı destekleyen deliller dosyada yoksa, sırf iddia düzeyinde kalan anlatımla hüküm kurulması risklidir. Bu nedenle bu tür davalarda “olay + delil + hukuki nitelendirme” uyumu tek celse hedefinin temel şartıdır.
Suç İşleme ve Haysiyetsiz Yaşam Sürme Nedeniyle Boşanma
Suç işleme ve haysiyetsiz yaşam sürme, toplum düzeni ve aile yaşamıyla yakından ilişkili iki özel boşanma sebebidir. Suç işleme bakımından kritik nokta, her suç isnadının otomatik boşanma sonucu doğurmamasıdır. Mahkeme, suçun niteliğini, evlilik birliğine etkisini ve birlikte yaşamayı gerçekten çekilmez hâle getirip getirmediğini değerlendirir. Uygulamada mahkûmiyet kararı, tutukluluk veya ceza infaz süreci gibi belgeler dosyanın somutlaşmasını sağlar; ancak sırf soruşturma aşaması tek başına her zaman yeterli olmayabilir. Yargıtay denetiminde, suçun aile birliğine etkisi gerekçede açıklanmalıdır.
Haysiyetsiz yaşam sürme ise kişinin evlilik dışı, toplum tarafından kabul edilemeyecek ve aile düzenini ağır biçimde zedeleyen bir yaşam tarzını süreklilik gösterir şekilde sürdürmesidir. Burada bir kerelik davranıştan çok, süreklilik ve evlilik birliğine etkisi önemlidir. Deliller çoğu zaman tanık anlatımları, sosyal çevreye yansıyan somut olaylar veya resmi kayıtlarla desteklenir. Ancak delillerin “özel hayatın gizliliğini ihlal” etmeyecek şekilde toplanması gerekir; aksi hâlde delil hukuka aykırı sayılabilir ve dosyanın temel dayanağı zayıflar.
Tek celsede bitme açısından, bu davalarda en büyük sorun delil tartışmasıdır. Tanıklar olayları somut anlatmazsa veya davacı taraf “genel ahlak” değerlendirmesiyle yetinirse, mahkeme ek araştırma yapma ihtiyacı duyar. Sık yapılan bir diğer hata, suç işleme iddiasını delillendirmeden “duydum” düzeyinde ileri sürmektir. Yargıtay’ın yaklaşımı, evlilik birliğini etkileyen ağır olguların dosyada somutlaşması yönündedir. Bu somutluk sağlanabildiğinde, yargılama pratikte daha hızlı ilerleyebilir; sağlanamadığında ise tek celse hedefi gerçekçi olmaz.
Terk Etme Nedeniyle Boşanma
Terk nedeniyle boşanma, diğer birçok sebebe göre daha “usul odaklı” bir yapıya sahiptir. Terk, eşlerden birinin ortak konutu ve ortak yaşamı, evlilikten doğan yükümlülüklerden kaçmak amacıyla bırakması veya diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlaması gibi durumları kapsar. Burada “terk etti” demek tek başına yeterli değildir; terkin hukuki koşulları tamamlanmalıdır. Uygulamada en kritik şart, terkin belirli bir süre devam etmesi ve bu süre içinde terk eden eşe usule uygun şekilde geri dön çağrısı (ihtar) yapılmasıdır. İhtar, basit bir mesajlaşma değil; kanunun öngördüğü şekilde yapılan ve sonuç doğuran resmî bir bildirimdir.
Yargıtay uygulamasında terk dosyalarında en sık görülen problem, ihtarın hatalı yapılması veya sürelerin yanlış hesaplanmasıdır. İhtarın içeriğinde, terk eden eşin ortak konuta dönmesi için açık bir davet bulunmalı; ortak konuta dönüşün engellenmediği somut şekilde gösterilmelidir. Örneğin eşin eve dönmesi fiilen imkânsızken “gel” demek, uygulamada ciddi tartışma yaratır. Ayrıca terkin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı da değerlendirilir. Eş şiddet, ağır hakaret veya can güvenliği riski nedeniyle evden ayrıldıysa, “terk” iddiası beklenen sonucu vermeyebilir; çünkü burada terkten söz etmek yerine, olayın başka bir boşanma sebebi kapsamında ele alınması gündeme gelir.
Tek celsede sonuçlanma ihtimali, süre ve ihtar koşulları dosyada eksiksiz tamamlanmışsa artar. Buna karşılık, ihtar yapılmadan dava açılması veya ihtarın usulden sakat olması davanın uzamasına ve hatta reddine kadar gidebilir. Uygulamada doğru strateji; terkin başlangıç anını, terkin kesintisiz devamını ve ihtarın usule uygunluğunu baştan netleştirmektir. Bu başlıkta “hız”, çoğu zaman olayın ağırlığından değil, evrak ve usul düzeninin doğru kurulmasından gelir.
Aldatma Nedeniyle Boşanma (Zina Nedeniyle Boşanma)
Aldatma (zina), evlilikte sadakat yükümlülüğünün en ağır ihlallerinden biri olarak değerlendirilir. Ancak uygulamada aldatma iddiaları, delil tartışmasının en yoğun yaşandığı dosyalardır. Çünkü çoğu zaman olay, taraflar arasında gizli gerçekleşir ve doğrudan ispat zorlaşır. Bu noktada “kesin ispat” ile “kuvvetli emare” (güçlü belirti) ayrımı gündeme gelir. Yargıtay yaklaşımında, cinsel birlikteliğin her zaman doğrudan kanıtlanması şart görülmeyebilir; fakat iddiayı destekleyen güçlü olguların dosyada somutlaşması gerekir. Örneğin karşı cinsle mahrem bir ilişki izlenimi veren davranışlar, süreklilik gösteren iletişim ve ortak yaşamı zedeleyen güven kırıcı eylemler, olayın niteliğine göre değerlendirilebilir.
Bu davalarda en kritik çizgi, delilin hukuka uygunluğudur. Eşin telefonunu izinsiz kurcalamak, gizlice takip cihazı kullanmak veya özel yazışmaları hukuka aykırı yollarla elde etmek gibi yöntemler, delilin mahkemece dışlanmasına yol açabilir. Delil dışlandığında ise, iddia ispatlanamadığı için dosya uzar veya dava aleyhe sonuçlanabilir. Uygulamada güvenli yol; hukuka uygun elde edilmiş belgeler, tanık anlatımları ve olayın yaşamın olağan akışına uygun şekilde açıklanmasıdır.
Tek celsede bitme ihtimali, aldatma dosyalarında “delilin gücü” ile doğru orantılıdır. En sık yapılan hata, aldatma şüphesini “kesin bilgi” gibi sunup dosyaya somut delil koymamaktır. Bir diğer hata, aldatma iddiasını başka bir sebep altında ileri sürmek veya talepleri çelişkili kurmaktır. Yargıtay denetiminde, gerekçenin somut olayla uyumlu olması beklenir. Bu nedenle aldatma iddiası varsa, hem olay anlatımı hem delil planı hem de hukuki nitelendirme tutarlı kurulmalıdır; aksi hâlde tek celse hedefi zayıflar.
Tek Celsede Boşanma Sebepleri Nelerdir?
Tek celsede boşanmaya yönelik pratik bir yaklaşım kurmak için, “sebep seçimi” kadar “dosya yönetimi” de önemlidir. Anlaşmalı boşanma hedefleniyorsa, protokolün sadece yazılması değil, protokoldeki düzenlemelerin mahkeme huzurunda da tutarlı şekilde ifade edilmesi gerekir. Hâkim, tarafların baskı altında olup olmadığını ve iradelerinin gerçekten uyuşup uyuşmadığını değerlendirir. Çocuk varsa, çocuğun üstün yararı (çocukla ilgili kararların çocuğun bedensel, zihinsel ve duygusal gelişimini koruyacak şekilde alınması) denetimi yapılır. Çocuğun menfaatine aykırı görülen bir düzenleme varsa, taraflar anlaşmış olsa bile mahkeme bu kısmı kabul etmeyebilir ve dosya uzayabilir.
Çekişmeli dosyada tek celse hedefi için ise “ilk dilekçe” kritik aşamadır. İddia edilen sebep doğru seçilmeli, olaylar kronolojik anlatılmalı, talep sonuçları net kurulmalı ve deliller ilk aşamada bildirilmelidir. Mahkemeler, yargılamayı gereksiz uzatacak eksiklikleri tamamlamak için ara kararlar (mahkemenin yargılama sırasında verdiği geçici nitelikte kararlar) kurar; bu da celse sayısını artırır. Yargıtay uygulamasında, delil bildirme yükümlülüğünün ciddiye alınmaması ve kusur değerlendirmesini güçleştiren soyut anlatımlar, kararın bozulmasına kadar gidebilen sorunlardır.
Aşağıdaki liste, tek celse ihtimalini artıran temel adımları özetler:
- Protokol veya dilekçe netliği: Muğlak ifadeler yerine ölçülebilir ve uygulanabilir düzenlemeler.
- Delil planı: Tanıklar “genel kanaat” değil, somut olay anlatacak şekilde belirlenmeli.
- Usul uygunluğu: Tebligat, süre, ihtar gibi işlemler eksiksiz yürütülmeli.
- Tutarlılık: İddia edilen olaylarla talep edilen hukuki sonuçlar arasında çelişki olmamalı.
Sonuç olarak, tek celsede boşanma “şans” işi değildir; dosyanın hukuki zemininin doğru kurulmasıdır. Yargıtay’ın da özellikle baktığı konu, mahkeme kararının somut olgulara ve doğru hukuki gerekçeye dayanmasıdır. Bu sağlamlık kurulmadığında, tek celse değil, kararın sürüncemede kalması veya üst denetimde bozulması riski artar.
SSS
Tek celsede boşanma için mutlaka anlaşmalı mı olmak gerekir?
Hayır. Anlaşmalı boşanma tek celse için en elverişli yoldur; ancak çekişmeli davalar da somut, güçlü ve hukuka uygun delillerle desteklenmişse tek celsede sonuçlanabilir. Burada belirleyici olan, iddianın netliği ve mahkemenin aynı celsede hüküm kurabilmesini sağlayacak dosya olgunluğudur.
Anlaşmalı boşanma protokolünde en çok hangi eksikler sorun çıkarır?
Çocuk varsa velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakasının belirsiz bırakılması; nafaka türlerinin karıştırılması; mal paylaşımında muğlak ifadeler kullanılması en sık sorun çıkaran eksiklerdir. Mahkeme, özellikle çocuğun üstün yararı bakımından protokolü denetler ve uygun bulmazsa tek celsede karar vermeyebilir.
Terk nedeniyle boşanmada “ihtar” neden bu kadar önemlidir?
Terk sebebi, usul şartları tamamlanmadan işletilemeyen bir boşanma nedenidir. İhtar (geri dön çağrısı), terk eden eşe ortak hayata dönme fırsatı tanıyan ve kanunun aradığı temel adımlardan biridir. İhtar usule uygun değilse, terk şartları oluşmamış sayılabilir ve dava uzayabilir veya reddedilebilir.
Aldatma iddiasında delilin hukuka uygun olması ne demektir?
Delilin, özel hayatın gizliliğini ihlal edecek yöntemlerle elde edilmemiş olmasıdır. Örneğin izinsiz şekilde hesaplara girerek, gizli kayıt alarak veya takip cihazı kullanarak elde edilen veriler hukuka aykırı sayılabilir. Hukuka aykırı delil dışlandığında, iddia ispatlanamadığı için yargılama uzama riski taşır.